Yetmiş üç yaşında, ölmek üzere olan lise aşkımla, onun son dileğini yerine getirmek için evlendim.

POZİTİF

Yetmiş üç yaşında, ölmek üzere olan lise aşkımla, onun son dileğini yerine getirmek için evlendim.

Cenazesinin ertesi sabahı, avukatı kapımda durdu, gözlerimin içine baktı ve fısıldadı: “Thomas haklıydı. Doğrudan tuzağına düştün.”

Thomas, on yedi yaşındayken ilk aşkımdı. Kalmam için yalvarışlarına rağmen, hayallerimin peşinden koşmak için memleketimizden ayrıldım. O otobüse bindiğim gün, kalbini kırdığımı söyledi. Bir daha hiç görüşmedik.

Elli altı yıl sonra, eve döndüm ve geçimimi sağlamak için hemşirelik işine girdim. İlk haftamda bir hastanın dosyasını açtım ve donakaldım.

Thomas.

Hastane yatağında yatan adam zayıf ve ölmek üzereydi, ama gözlerimiz buluştuğu anda onu tanıdım. Hafifçe gülümsedi ve “Merhaba, Nancy” dedi.

O günden itibaren saatlerce konuştuk. Gençliğimiz hakkında güldük, pişmanlıklarımızı paylaştık ve ikimizin de hiç evlenmediğini itiraf ettik. Zaman sanki bir anda kaybolmuştu.

Bir öğleden sonra elimi tuttu.

“Seni tüm hayatım boyunca sevdim,” diye fısıldadı. “Çok az zamanım kaldı… Benimle evlenir misin? Bu son dileğim.”

Dördüncü evre kanseri vardı. On yıllarca neler olabileceğini merak ettikten sonra, ondan tekrar uzaklaşamazdım.

Bu yüzden evet dedim.

Hastane odasında, sadece bir hemşire ve avukatının şahitliğinde evlendik. Bir güzel ay boyunca onun karısıydım.

Sonra onu gömdüm.

Ertesi sabah, avukatı küçük bir tahta kutuyla geldi.

Kutuyu masama koydu, garip bir şekilde gülümsedi ve “Thomas senin evet diyeceğini biliyordu. Doğrudan tuzağına düştün,” dedi.

Kutuyu açarken ellerim titriyordu.

İçindekini görür görmez…

Çığlık attım.

Hikayenin tamamı ilk yorumda. ⬇️

Kutunun içine bakarken ellerim titriyordu.

İçinde para ya da mücevher yoktu.

Her biri soluk mavi bir kurdeleyle özenle bağlanmış bir mektup demetiydi. En üstte, Thomas’ın tanıdık el yazısıyla ismimin yazılı olduğu küçük bir zarf vardı.

Gözlerim yaşlarla bulanıklaşırken açtım.

«Sevgili Nancy’im, eğer bunu okuyorsan, dileğim gerçekleşti demektir. Kısa bir süreliğine de olsa kocan oldum. Ama bu seni incitmek için kurulmuş bir tuzak değildi; sonunda paylaşmamız gereken hayatı kabul etmeni sağlamak için kurulmuş bir tuzaktı.»

Avukata şaşkınlıkla baktım.

Nazik bir şekilde gülümsedi.

«Thomas bunu hazırlamak için yıllarını harcadı. Seni ne kadar çok sevdiğini bilmeni istedi.»

Mektuplar bir ömrün hikayesini anlatıyordu. Her doğum günü, her Noel, hiç kutlayamadığımız her yıldönümü… Thomas bana yazmıştı. Beni sevmeyi asla bırakmamıştı. Bunca yıl ayrı kaldıktan sonra bile, her fotoğrafı, her anıyı ve birlikte geçirdiğimiz her rüyayı saklamıştı.

Sonra avukat bana son bir belge uzattı.

Thomas bana evini, birikimlerini ve mülkü yerel hemşirelik öğrencileri için bir burs fonuna dönüştürme talimatını bırakmıştı—ikimizin de adına.

Belgenin en altında son bir mesaj vardı.

«Bana hayatımın en mutlu ayını verdin. Şimdi bana hayatının geri kalanını yaşayarak, gülümseyerek ve her gün sevildiğini bilerek geçireceğine söz ver.»

Mektubu kalbime bastırdım ve hayatımda hiç olmadığı kadar çok ağladım.

Elli altı yıldır ilk kez kalbim kırılmıştı…

Ama sonunda huzur bulmuştu.

Оцените статью
Добавить комментарий